HER ÖFKE NÖBETİ BİR MESAJDIR: ÇOCUĞU GERÇEKTEN DUYUYOR MUYUZ?

Yazar: Ayşegül ÇİMENTEPE (Spor Eğitmeni)

Çocuklarda gördüğümüz her davranışı hemen değiştirmeye çalışıyoruz. “Bunu yapma”, “Sakin ol”, “Ağlama”, “Vurma”, “Bekle” diyoruz.

Oysa bazen asıl mesele, çocuğun yaptığı davranışı ortadan kaldırmak değil; o davranışın bize ne anlatmaya çalıştığını anlayabilmek.

Bir çocuk evde ya da okulda istemediğimiz bir davranış gösterdiğinde, yetişkin olarak çoğu zaman davranışın kendisine odaklanıyoruz. Bir daha yapmamasını istiyoruz. Fakat çocuk o sırada anlaşılmadığını hissedebiliyor. Duygusunu kelimelerle ifade edemediğinde ise bunu davranışlarıyla göstermeye başlıyor.

Vuruyor, ısırıyor, ağlıyor, bağırıyor, koşuyor ya da bulunduğu ortamdan uzaklaşmaya çalışıyor.

Biz yetişkinler duygularımızı çoğu zaman kelimelerle anlatabiliyoruz. “Kırıldım”, “gerildim”, “kendimi güvende hissetmiyorum” ya da “kontrolü kaybetmekten hoşlanmıyorum” diyebiliyoruz.

Çocuklar ise her zaman bunu yapamaz.

Bu nedenle bazen gördüğümüz öfke nöbeti, aslında çocuğun söyleyemediği bir cümlenin davranışa dönüşmüş hâlidir.

Peki çocuk neden öfkesini bu kadar yoğun yaşıyor?

Çocuklar yaşlarına ve gelişim özelliklerine bağlı olarak duygularını tanımakta ve kontrol etmekte zorlanabilirler. Ne hissettiklerini anlayamadıklarında, nasıl tepki vereceklerini de bilemeyebilirler.

Tam da bu noktada vurma, ısırma, bağırma ve ağlama gibi davranışlar ortaya çıkabilir.

Özellikle bekleme anları çocuklar için zorlayıcı olabilir.

Çocuğa “Biraz bekle”, “Önce bunu yapacağız, sonra istediğin şeyi yapabilirsin” dediğimizde biz bunu basit bir bekleme süreci olarak görebiliriz. Ancak çocuk bunu bazen “İstediğim olmayacak” şeklinde algılayabilir.

Ve öfke tam da burada başlayabilir.

Duymak ile dinlemek aynı şey değildir

Bir çocuk “İstemiyorum” dediğinde onun söylediği kelimeyi duyabiliriz.

Ama belki de çocuk aslında şunu söylemeye çalışıyordur:

“Kontrolün elimden alınmasını istemiyorum.”

Başka bir ortama gitmek istemediğini duyabiliriz.

Ama belki de anlatmak istediği şudur:

“Burada kendimi daha güvende hissediyorum.”

Biz sadece davranışı gördüğümüzde çocuğun vermeye çalıştığı mesajı kaçırabiliriz.

Bu nedenle öfke anlarında yetişkinlerin yaklaşımı oldukça önemlidir.

Çocuğa sürekli “Sakin ol” demek her zaman işe yaramayabilir. Çünkü çocuk zaten o anda nasıl sakinleşeceğini bilmiyor olabilir.

Bazen yanında olmak, onunla konuşmak ve uygun olduğunda sarılmak çok daha güçlü bir mesaj verir.

“Senin öfkelendiğini görüyorum.”

“Seni anlıyorum.”

“Şu an bunun senin için zor olduğunu biliyorum.”

Bu cümleler çocuğun yaşadığı duyguyu ortadan kaldırmayabilir. Ancak ona önemli bir şey hissettirebilir:

Anlaşıldığını.

Ve çocuk kendisini anlaşılıyor hissettiğinde, öfkesinin şiddeti de zamanla azalabilir.

Davranışın arkasındaki nedeni görmek

Çocuk sakinleştikten sonra yapılması gereken yalnızca “Bir daha böyle yapma” demek değildir.

Asıl sorulması gereken soru şudur:

“Bu çocuk neden böyle davrandı?”

Belki beklemek onun için zordu.

Belki bulunduğu ortamdan ayrılmak istemedi.

Belki kendisini ifade edemedi.

Belki çok yoruldu.

Belki kontrolün tamamen başkasında olduğunu hissetti.

Belki de sadece anlaşılmaya ihtiyacı vardı.

Çünkü çocukların davranışları çoğu zaman bize bir şey anlatır.

Biz yetişkinlere düşen görev ise yalnızca davranışı susturmak değil, o davranışın arkasındaki mesajı duyabilmektir.

Unutmamak gerekir:

Her öfke nöbeti yalnızca bir problem davranış değildir. Bazen çocuğun kelimelere dökemediği bir yardım çağrısıdır.

Belki de çocuklara daha sık sormamız gereken soru şudur:

“Neden böyle davranıyorsun?” değil, “Bana ne anlatmaya çalışıyorsun?”

Bir Cevap Yazın

Sport Science TR sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin