
Buket Pelin UZUN
Spor Eğitmeni
Sport Science TR Kurucusu
Bir çocuğun kendisini güvende hissettiği bir ortamda büyümesi, yalnızca bugününü değil, geleceğini de etkiler. Çünkü güven, çocuğun dünyayla kurduğu ilişkinin temelidir. Çocuk; kendisini güvende hissettiğinde öğrenmeye, denemeye ve gelişmeye daha açık olur.
Spor ortamlarında da güven her şeyin başlangıcıdır. Çocukların korunması ve kendilerini rahatça ifade edebilecekleri güvenli alanların oluşturulması, spor eğitiminin vazgeçilmez bir parçasıdır. İster bireysel ister takım sporu olsun; saha içinde ve saha dışında oluşturulan güvenli ortam, çocuğun hem antrenörüyle hem de takım arkadaşlarıyla sağlıklı ilişkiler kurmasını destekler.
Ancak güvenli bir ortam oluşturmak yalnızca spor alanının fiziksel koşullarıyla ilgili değildir. Antrenörün çocuğa yaklaşımı, kullandığı kelimeler, ses tonu ve beden dili de en az sahanın güvenliği kadar önemlidir.
Sürekli yüksek sesle konuşulan veya sert davranışların sergilendiği bir ortam, çocukta kaygıya neden olabilir. Böyle bir ortamda çocuk yaptığı spora odaklanmak yerine hata yapmaktan, eleştirilmekten ya da azarlanmaktan korkmaya başlayabilir. Dikkati dağılabilir, öz güveni zedelenebilir ve zamanla spordan uzaklaşabilir.
Çocuğa bir hareket öğretilirken kurulan fiziksel temas da son derece hassas bir konudur. Temasın gerekli, ölçülü, açıklanmış ve çocuğun sınırlarına saygılı olması gerekir. Antrenör, çocuğa neden temas edeceğini önceden anlatmalı; çocuğun rahatsız olup olmadığını dikkate almalıdır. Çünkü güven, yalnızca çocuğu korumakla değil, onun kişisel sınırlarına saygı göstermekle de kurulur.
Daha önce okuduğum bir yazıda, bazı İskandinav ülkelerindeki spor kulüplerinde pedagog ve psikolog desteğine önem verildiğinden; antrenörlerin çocuk davranışları, güvenli iletişim ve bağlanma konularında düzenli eğitim aldığından söz ediliyordu. Bu yaklaşım bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Çocuklarla çalışan bir antrenörün yalnızca spor bilgisine sahip olması yeterli değildir. Antrenör aynı zamanda çocuğun duygusal dünyasını anlayabilmeli, davranışlarının çocuk üzerinde nasıl bir iz bırakabileceğinin farkında olmalıdır.
Bir çocuk, antrenörünün yanında kendisini güvende hissediyorsa soru sormaktan, denemekten ve hata yapmaktan çekinmez. Başarısız olduğunda yeniden ayağa kalkabilir. Takım arkadaşlarıyla daha sağlıklı ilişkiler kurar ve spora ait hisseder. İşte gerçek gelişim de böyle bir ortamda başlar.
Çocuk, spor alanının en kıymetli hazinesidir. Ona yalnızca teknik öğretmeyiz; güvenmeyi, birlikte hareket etmeyi, mücadele etmeyi ve yeniden başlamayı da öğretiriz. Bu nedenle kazanılan madalyalardan önce çocuğun kalbinde nasıl bir iz bıraktığımıza bakmalıyız.
Çünkü çocuklar, onlara öğrettiğimiz hareketleri zamanla unutabilir; fakat yanımızda kendilerini nasıl hissettiklerini kolay kolay unutmazlar.
Bir Cevap Yazın