
Spor denildiğinde aklımıza çoğu zaman sporcu, antrenör, müsabaka ve performans gelir. Ancak sporcunun sağlığını koruyan, olası riskleri erkenden fark eden ve gerektiğinde ilk müdahaleyi gerçekleştiren sağlık profesyonellerinin de sporun içerisinde önemli bir yeri vardır.
Bu noktada hemşirelik ile spor bilimleri birbirine oldukça yakın iki alan hâline gelir.
Çünkü spor yalnızca kasların çalışması ya da fiziksel performansın artırılması değildir. Egzersiz sırasında kalp-damar sistemi, solunum sistemi, kas-iskelet sistemi ve metabolizma birlikte çalışır. Sporcunun sıvı kaybından kan basıncına, yaralanma riskinden toparlanma sürecine kadar pek çok unsur sağlık açısından takip edilmelidir.
Özellikle çocuk sporcular, ileri yaştaki bireyler, kronik hastalığı bulunan kişiler ve yoğun antrenman yapan sporcular açısından sağlık takibinin önemi daha da artmaktadır.
Hemşireler; sağlığın korunması, sağlık eğitimi, ilk yardım, yaralanmaların takibi, ilaç kullanımı konusunda bilinçlendirme ve bireyin kendi sağlığını yönetebilmesi gibi birçok konuda önemli sorumluluklar üstlenmektedir.
Spor bilimciler ise bireyin fiziksel kapasitesini değerlendirir, doğru egzersiz yöntemlerini belirler ve hareket yoluyla fiziksel gelişimi destekler.
Bu iki alan birlikte düşünüldüğünde ortaya önemli bir gerçek çıkmaktadır:
Başarılı bir sporcu yetiştirmek yalnızca daha fazla antrenman yaptırmakla değil, sporcunun sağlığını koruyarak mümkündür.
Çünkü sağlık olmadan performansın sürdürülebilir olması mümkün değildir.
Belki de bu nedenle spor alanında yalnızca “Ne kadar hızlı koşuyor?” veya “Ne kadar güçlü?” sorularını değil;
“Ne kadar sağlıklı?”
sorusunu da sormamız gerekir.
Sibel DEMİRTAŞ (Hemşire)
Bir Cevap Yazın